“Ahlaksız, Namussuz, Katillerin Çoğalması Katlanılır Değil”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Valilerle yaptığı toplantıda “asayişteki gevşeme”ye tepki gösterdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son zamanlarda asayişteki, buna gevşeme mi deyim, ucunu kaçırma mı deyim, bu ahlaksız, namussuz katillerin çoğalması katlanılır bir şey değil” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 81 ilin valisi ile bir araya geldi. Valilere çeşitli uyarılarda bulunan Erdoğan, “Sizden beklentim, karşılaştığımız zorluklardan yılmadan, kendinize güveninizi kaybetmeden, inisiyatif kullanmaktan çekinmeden vazifenizi yürütmenizdir” dedi.
Valilik makamının hizmet makamı olduğunun altını çizerek valilerin devleti temsil ettiğini kaydeden Erdoğan, “Hiçbir ayrım gözetmeksizin 80 milyonun tamamına hizmet etmekle mükellefsiniz. Siyasetçiler de kendilerine oy veren insanları temsil ediyor. Siyasetçilerle görev alanınızın kesiştiği yerler olacaktır. Siyasetçilerin vatandaşlarımızın temsilcisi, sözcüsü, taleplerinin aracısı olarak yaptığı göreve saygı duymak ve imkanlar dahilinde gereğini yapmak sizlerin de vazifesidir. Ama aynı zamanda sizin oradaki siyasetçilerin değil devletin valisi olduğunuzu aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor. Vali ile siyasetçi aynı olamaz, birbirinin hasmı da olamaz. Görev alanları ve görev alış biçimleri farklıdır. Biz vatandaşa iline hizmet ortak paydasında buluşarak geleceğe yürüyen siyasetçiler ve valiler görmek istiyoruz. Siz işinizi iyi yaparsanız, size yönelik müdahale zeminini ortadan kaldırmış olursunuz. Devlet kapısı hacet kapısıdır, umut kapısıdır. Valilik demek sadece evrak işlerinin görüldüğü devletin soğuk yüzünü temsil eden yer demek değildir” diye konuştu.
Valilere Hazreti Ömer’den örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ulaşamadığımız, göremediğimiz yerler olabilir. Siz bizim uzanan elimiz, gören gözümüz, duyan kulağımız durumundasınız. Sizden bunu özellikle istiyorum. Bunu yapmanız lazım. Yapmıyorsanız arkadaşlar kusura bakmayın ben hakkımı helal etmem. Sizi biz buralara bu inançla atadık. Bize gurur ve kibir yakışmaz, mütevazi olacağız. Tevazu ile hizmeti sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
“En küçük bir zafiyet gösteren bir güvenlik teşkilatı istemiyoruz”
Güvenlik güçleri ile vatandaşlar arasındaki ilişkiyi, demokrasi ve güvenlik dengesinin en ideal şekilde kurarak yürümesinin sağlanmaması durumunda görevin iyi yapılmadığını belirten Erdoğan, “Vatandaşa eziyet eden güvenlik teşkilatı görmek istemediğimiz gibi terörle mücadelede, asayişte, uyuşturucu ile mücadelede en küçük bir zafiyet gösteren bir güvenlik teşkilatı istemiyoruz. Uyuşturucu ile mücadele öncelikli görevimizdir. Okullarımızın çevresindeki tedbirler öncelikli görevimizdir. Son zamanlarda asayişteki, buna gevşeme mi deyim, ucunu kaçırma mı deyim, bu ahlaksız, namussuz katillerin çoğalması katlanılır bir şey değil. Bekçilik sistemini getirdik, bu sistemin çok iyi çalışması lazım. Caddelerde yürüyen bir kadına omuz atıp, sonra tekmelemek, yumruklamak, bu tür adi, ahlaksız kişilerin bu toplumun içinde yer almasını ben hazmedemiyorum. Bu milletin şanından değildir bu. Bizim çok iyi çalışmamız lazım, demek ki eksiklerimiz var. Emniyet Teşkilatını yöneten sizsiniz. Emniyet müdürlerimizle aranızda en ufak bir sıkıntının olmaması gerekir. Bazı yerlerde maalesef emniyet müdürlerimiz, valilerimiz arasında bazı sıkıntıların olduğunu da müşahede ediyorum. Bu dengeyi kuracak olanlar birinci derecede sizlersiniz” ifadelerini kullandı.
“Koskoca ABD’yi Ankara’daki büyükelçi yönetiyorsa yazıklar olsun”
“Uluslararası hukukun temelinde egemen devletlerin eşitliği ilkesi vardır. Biz birilerinin kendilerini diğerlerinin üstünde konumlandırdıkları mevcut çarpık sistemi kabul etmedik, etmiyoruz” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, egemenlik haklarına saygı ve ortam menfaatler temelinde tüm ülkelerle işbirliğini geliştirmenin mücadelesini verdiklerini söyledi. Erdoğan, “Güvenlikten mülteci krizine, terörle mücadeleden ticarete kadar kime ne söz verdiysek hepsini yerine getirdik. Çoğu zaman yalnız bırakılsak da taahhütlerimize bağlı kaldık. Yarım asırdan fazladır söz verildiği halde üye yapılmayan ama buna rağmen üyelikten vazgeçmeyen bir başka Avrupa ülkesi var mı? DEAŞ’e en büyük darbeyi indiren ama buna rağmen ‘DEAŞ’a destek veriyor’ iftirası atılan başka ülke var mı? 250 şehit pahasına, 2 bin 193 gazi pahasına demokrasisine sahip çıkan, fakat demokrasinin beşiği olmakla övünen ülkelerden hiçbir destek bulamayan başka ülke var mı? ‘Demokrasi’ deyip teröristleri ülkelerinde saklayan, bu ülkelerden başka ülke var mı? Bir taraftan ‘demokrasinin ana vatanıyız’ diyeceksin, teröristi saklayacaksın. FETÖ’yü, PKK’lıyı saklayacaksın, dosyalar gelecek, dosyalara itibar etmeyeceksin, FETÖ ile irtibatlı olan ülkemizdeki diplomat vasfı olmayan, konsolosluğunda saklanan bir kişinin hakkını arayacaksın. Öbür tarafta İzmir’de bir papazın tutuklu, bunu kurtarmaya çalışacaksın. FETÖ ile açık bağı, irtibatı var. Bunları koruyacaksınız, böyle bir şey olamaz. Benim kendi bankamın genel müdür muavinini hiçbir suçu olmadan tutuklayacaksın. Öbür taraftan vatandaşımı hiçbir şey ortaya koymadan yargılayıp, itirafçı olarak da kullanmak isteyeceksin. Benim 13 tane korumamı ki, bunların içinden birkaç tanesi daha Amerika’yı hiç görmemiş, onlarla ilgili anında gözaltı kararı çıkartacaksın. Sonra görüşeceğiz, diyeceksin ki, ‘bunlar federal devletin polisleri değil, eyaletin polisleri’ diyeceksin. Lafa gelince koskoca Amerika’sın. Orada sizin davetinize icabette bulunan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını adeta terör örgütü mensupları rahatsız ediyorsa, ona saldırmak için her türlü gösteriyi yapıyorsa, bu ülkenin vatansever evlatları onları engellemek isterken, bizim evlatlarımızı tutukluyorsun, PKK teröristlerini aradan birkaç gün geçince serbest bırakıyorsun, o evlatlarımız hala içeride. Demokrasi bu mu, adalet bu mu? Bunları kendilerine söylediğimiz zaman ‘talimatlar verildi’ deniliyor. Bizde talimatları verdik. Neyin talimatını verdik? Biz talimatımızı şuanda yargı süreci içinde olanlara değil, onun dışında olanlara verdik. Koskoca ABD’yi Ankara’daki büyükelçi yönetiyorsa yazıklar olsun. Bu takınılan tavır budur. ‘Sen benim stratejik müttefikime böyle davranamazsın, böyle hareket edemezsin’ demeleri lazımdı, bunu diyemediler. Şunda da bu yanlış bu büyükelçiden gelmiştir, büyükelçi ‘hükümetim adına ben Bu adımı attım’ diyorsa, Dışişleri Bakanı ve Sayın Başkan savunup arkasında duruyorsa kusura bakmasınlar. Bizde aldığımız kararın sonuna kadar arkasındayız. Emin olun çifte standartlar karşısında bizim gösterdiğimiz sabrı dünyanın hiçbir ülkesi gösteremez. Sırtına yediği onca hançere rağmen herkesle dostluk hukukunu korumaya çalışan bir başka ülke yoktur. Öyle bir ana muhalefet, muhalefet var ki, MHP’yi tenzih ederim, ‘dünyada görüşecekleri ülke kalmadı’ diyorlar. Bakıyorsun bir tanesi kalkıp ‘Batı’dan tamamen kopmuş, Ortadoğu’ya sığınmış bir Türkiye var’ diyor. Önünde de ‘profesör’ yazıyor. Bunlar haddini bilmiyor. Senin her yerin profesör olsa ne yazar. Sen neyi müdafaa ettiğini, neyi konuştuğunu, şuanda Türkiye’nin bulunduğu yeri, konumu bilmeyecek kadar acizsin. Televizyonda bunlar izlenildiği zaman ben nefret ediyorum, bunlardan çıkan öğrencilerden hiçbir şey olmaz. O öğrenciler zaten bu tür hocaların öğrencisi olmaktan inanıyorum ki nefret ediyorlar. Türkiye’nin büyüme trendini görmeyecek kadar cahil olan insanlarla nereye gidilir?” diye konuştu.
“Hukuk devleti ve bağımsız yargı Atlantik’in iki yakasındaki bir avuç ülkenin tekelinde değildir”
“Hiç kimsenin Türkiye’ye hukuk devleti dersi verme hakkı yoktur” açıklamasında bulunan Erdoğan, darbecilerin, sokaklarında elini kolunu sallayarak dolaştığı ülkelerden Türkiye’nin demokrasi dersi almaya ihtiyacı olmadığını belirtti. Erdoğan, “Başkentlerinin en merkezi meydanlarını terör örgütlerine tahsis edenler, Kandil’deki terör baronları ile doğrudan hat kuranlar bize hukuk dersi veremez. Bakanlarımızı kendi konsolosluklarımıza almayanlar bize diplomasiden bahsedemezler. Bu konuda ülkemize had bildirmeye kalkanlar öncelikle kendi kusurlarını görmeli, aynanın karşısına geçip kendileri ile yüzleşmelidir. Son yıllarda şahit olduğu ikiyüzlülük karşısında milletimizin sabır taşı çatlamak üzeridir. Şayet Türkiye’de batılı ülkelere, kurum ve kuruluşlara güven tarihin en dip seviyelerine inmişse birilerinin kendilerini sorgulaması gerekir. Hukuk devleti ve bağımsız yargı Atlantik’in iki yakasındaki bir avuç ülkenin tekelinde değildir. Birileri yok saysa da Türkiye bir hukuk devletidir. Yargısı da bağımsızdır. ABD’nin İstanbul’daki misyonunda yerel personel olarak çalışan, diplomatik dokunulmazlığı olmayan, ülkemizin vatandaşı bir kişi ile ilgili hukuki süreç de yine teamüllere, anlaşmalara ve Viyana Sözleşmesi’ne uygun şekilde yürütülmüştür. Tutuklandığı ayında 4’ünden itibaren ne kendi yakınları ne avukatının herhangi bir görüşme talebi olmamıştır, söylenenler yalandır. Sadece dün itibariyle kendisinin bir görüşme talebi olduğu savcılığa ulaşmıştır. Olayın aslı bana ulaştığı kadarıyla bu. Gerek ABD’nin büyükelçiliği tarafından alınan karar gerekse akabinde yapılan açıklamalar ne hakikatle ne de hakkaniyetle bağdaşıyor. Maalesef Amerikan bürokrasisi içindeki eski yönetim bakiyesi bir grup yeni yönetim ile Türkiye arasındaki ilişkileri baltalamaya çalışıyor. Türkiye vize başvurularını askıya alma kararı ile vatandaşlarına karşı atılan haksız ve orantısız adımlar karşısında mütekabiliyet esasına göre hareket etmiştir. Sorunu büyüten, bu hale getiren taraf azla biz değiliz. Temennimiz, muhataplarımızın biran önce aklıselime geri dönmeleri, dostluğumuzu ve müttefikliğimizi zedeleyecek adımlardan vazgeçmeleridir” şeklinde konuştu.
Ankara, iha


Top News